Lütfen bekleyin...



Blog

KLASİK LİSTE

Diabetic-retinopathy.jpg
06/Ara/2019

Araştırmacılar,farelerde körlüğe götüren retina içindeki kan damarlarının kapanmasıyla karakterize görme kaybını tetikleyen diyabetik retinopati ve retina ven tıkanıklığı olan hastalarda umut ışığı olabilecek bir hücre sinyal yolu keşfetti. Gözdeki vasküler endotelyal büyüme faktörünü (VEGF) bastıran deneylerde, diyabetle ilgili körlüğün durdurulması veya hatta tersine çevrilmesi için potansiyel bir yöntem sunarak retinada normal kan akışını yeniden tesis etmeyi başardılar.

Araştırmada retinada artan VEGF düzeylerinin, kan damarlarının duvarlarına yapıştığı retinaya beyaz kan hücrelerini çektiğini ve kan akışını kesintiye uğrattığını buldu. VEGF’nin azaltılması veya bir antikorla bloke edilmesi, beyaz kan hücrelerinin dağılmasına, kapalı damarların açılmasına ve bölgeye kan akışının geri getirilmesini sağladı.

Bilindiği gibi diyabetik retinopati ve retinal ven tıkanıklığının tedavi edilmediği takdirde hastanın yaşamı boyunca kötüleşmeye devam eder.

Çalışmanın ilham kaynağı, diyabetik retinopati ve retinal ven tıkanıklığı olan hastalarda VEGF’yi bloke etmek üzere tasarlanmış bir ilaç olan ranibizumab için yapılan klinik araştırmalardan elde edilen gözlemlerdi. VEGF’nin bastırılmasından sonra  hastaların durumlarının iyileşmesinin yanı sıra, tedavinin daha önce tıkanmış olan retinanın bölümlerine kan akışını tekrar sağladığını gördüler.Bu durum şuanda bilinen ve kabul edilen kan akımının kesintiye uğradığı retina bölgelerinin ölü ve geriye dönşsüz olduğu düşüncesine aykırıdır.

Araştırmacılar farelerde VEGF aşırı salınımını sağlamak için doksisiklin adı verilen bir ilaç kullandılar. Ekip, üç günlük VEGF aşırı ekspresyonundan sonra, retinadaki kan damarlarında toplanan beyaz kan hücrelerinin belirgin kümelenmesini gözlemledi. Araştırmacılar daha sonra bu farelerde aşırı ifade eden VEGF’yi durdurdu ve 17 gün sonra, beyaz kan hücresi kümelerinin parçalandığını ve kan akışının kesildiği retinal alanların geri döndüğünü buldular.

Ardından araştırmacılar, VEGF’nin damar tıkanma etkilerinden sorumlu hücresel sinyalleri araştırdılar. Beyaz kan hücreleri VEGF ile etkileşime girince, retinanın kan damarlarına göç etmek için tetiklendiğini buldular.VEGF’nin yüksek seviyeleri, vücuda birçok farklı proteinin ekspresyonundan sorumlu olan NF-kappaB adı verilen bir transkripsiyon faktörünü aktive eder. En önemlisi, birçok bağışıklık hücresi türü ve kan damarı türü arasında bir yapışkan görevi gören VCAM-1 adlı bir hücre adhezyon molekülünü kontrol eder.

Grup daha sonra önceki deneylerini tekrarladı, ancak VEGF ekspresyonunu arttırırken VCAM-1’i inhibe etmeyi hedefleyen bir antikor uyguladı. VCAM-1 inhibitörü ile tedavi edilen fareler, inhibitör ile tedavi edilmeyen farelerin retinal damarları ile karşılaştırıldığında, retinal kan damarlarında önemli ölçüde daha az beyaz kan hücresi kümesi ve daha iyi kan akışı gösterdiği görüldü. Dolayısıyla VEGF düzeylerinin hastalığın sadece semptomatik hale geldiği geç dönemde değil erken dönemde de baskılayan tedaviler uygulamak etkili bir tedavi olabilir.Ancak halihazırda 4-5 haftada bir göze anti-VEGF enjeksiyonları uygulamak pratik gözükmemektedir. Bununla birlikte yeni geliştirlecek anti-VEGF ilaçlar ve ve buna yönelik gen tedavileri daha uzun süreli tedaviler sağlayabilir. Ayrıca VCAM-1 bloke edilmesi damar tıkanmasını  ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.

Bağışıklık hücreleri tarafından bloke edilen retina kan damarları görme kaybına neden olabilir!


logo-white-footer

Aklınıza takılan her soruyu rahatlıkla sorabilceğiniz,aklınızdaki şüpheleri giderebileceğiniz,kendinizi güvende hissedebileceğiniz eminellerdesiniz!

Kliniğimiz

Copyright by BoldThemes 2016. All rights reserved.